Revzen Mühendislik - Farkı
Bu sayfaya ulaşıp sizlere işin doğrusunu nasıl yaptığımızı, farkımızı aktarmamıza olanak sağladığınız için öncelikle teşekkür ederiz.
En temel farkımız, firmamızı bir müteahhitlik firması olarak değil, bir mühendislik firması olarak tanımlamamızdır. Yapınızı dönüştürecek olan firma; esas meşguliyeti farklı alanlar (pastanecilik, kuyumculuk, turizm vb.) olan bir müteahhit değil, ulusal ve uluslararası inşaat mühendisliği tasarım kurallarına hâkim, projelendirme ve uygulamayı birincil işi olarak gören bir mühendislik firmasıdır.
Herhangi bir müteahhitlik firmasında projelendirme aşaması, genellikle serbest piyasada ekonomik olarak en uygun bulduğu, güvenilir (!) bir mühendislik firması ile tamamlanmaktadır. Yeterli olmayan kontrol mekanizmalarından (belediye, yapı denetimi vb.) herhangi bir geri dönüş alınmadan projeler onaylanırken, hesaplama ve projelendirme aşamasındaki kusurların uygulama safhasına, yani sahaya, olduğu gibi taşındığı unutulmamalıdır. Firmamızda ise projelendirme ve hesap aşamaları, işin prosedür kısmı olarak değil, işin doğru yapılabilmesi için olmazsa olmaz başlangıç noktası olarak ele alınmaktadır. Bu aşamalar ikincil bir firmaya devredilmeden, kendi bünyemizde hazırlandığı için azami titizlikle tamamlanmaktadır.
Biz 40 yıldır bu işi yaptığımızı iddia etmiyoruz; doğrusunu yaptığımızı söylüyoruz. Kalitemizin dayanak noktası, yıllardır benzer işleri yapmış olmak değil, bir inşaat mühendisi olarak neyi neden yaptığımızı bilmek, açıkçası mühendislik felsefesine hâkim olmaktır. Bu sebeple önceliğimiz size metrekare kazandırmak değil, inşaat mühendisliği yaklaşımlarını gözeterek güvenilir bir taşıyıcı sistem oluşturmaktır. Bu noktada bir uyarıyı borç biliriz: Piyasada müteahhitler tarafından sıkça kullanılan “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne (2018) uygun” gibi ifadeler, tek başına bir pazarlama cümlesi olmaktan öteye gitmemektedir. Çünkü yönetmelikler asgari kuralları tanımlar. Yönetmeliğin izin verdiği sınırlar içerisinde, neyi neden yaptığının ayırdında olmayan bir mühendis tarafından çok kötü bir bina yapılması maalesef mümkündür.
“Yaptığım bina bilmem kaç şiddetindeki depreme dayanıklıdır ve bu şiddette hiç hasar almaz” gibi müteahhit söylemlerinde, “şiddet” terimi yerine “büyüklük” teriminin kullanılması doğrudur. Kaldı ki inşaat mühendisleri ivmelerle çalışır ve yönetmeliklerde tanımlı tasarım ivmelerini (spektrumlarını) kullanarak hesap yaparlar. Daha da önemlisi, söz konusu yapılar özel amaçlı yapılar değilse, tasarım felsefesi gereği deprem enerjisini hasar alarak yutacak şekilde tasarlanırlar. Bu noktada mühendis, hasar oluşumunu düşey taşıyıcılardan (kolon, perde) çeşitli önlemlerle uzak tutarak yatay taşıyıcılarda (kirişlerde) oluşmasını sağlar, bununla birlikte ani (gevrek) hasar yerine sünek hasara izin vererek hem yapı bütünlüğünü korur hem de sismik enerjinin yutulmasını sağlayarak can kaybını engeller. Kısacası, yönetmeliğe uygun tasarlanan sıradan bir bina, öngörülen biçimde hasar alacaktır. Önceki cümle yönetmelik dilinde normal bir yapı için olan Kontrollü Hasar (KH) performans hedefidir.
Yapının güvenliği, bir zincir benzetmesiyle açıklanabilir. Zincirin en zayıf halkadan kopması gibi, titizlikle hesaplanıp çizilmiş bir proje şantiye sahasında doğru şekilde imal edilmezse, önceki tüm safhaların önemi ortadan kalkar ve sistem kontrolsüz saha uygulaması noktasından kopar. Piyasada müteahhitlerin yaygın olarak dışarıdan bir mühendis bularak imza parasıyla çözdüğü (!) şantiye şefliği konusu, firmamızda mühendislerimizin hayali olarak değil, fiilen sahada bulunmasıyla çözülmektedir. Firmamız, tasarım aşamasını azami dikkatle tamamladığı projelerin uygulama kontrolünü, sahada bizzat işin başında durarak sağlamaktadır. Bu sayede, yıllar içinde alaylı olarak işi öğrenmiş usta ve kalfalarımızın kanıksamış olabileceği, doğru sandıkları yanlışlar yerinde tespit edilerek anında düzeltilebilmektedir.
Kısa bir özetle, sistemdeki eksikliklere karşı firmamızın bir yapının dönüştürülmesi sürecindeki tüm aşamalarda kaliteyi nasıl güvence altına aldığını açıklamaya çalıştık. Çünkü bizim için bu yapılar yalnızca beton ve demirden ibaret değil, içinde yaşayacak insanların hayatlarını güvence altına alan sistemlerdir.
